skip to Main Content
Çocuk Hastalarda Aydınlatma Ve Onam: Yaşadığımız Sıkıntılar Üzerine

Çocuk Hastalarda Aydınlatma ve Onam: Yaşadığımız Sıkıntılar Üzerine

Çocuk hastalarımızın tanı ve tedavi süreci her zaman ayrı bir özen gerektiriyor. Planlanan bir girişim öncesinde aydınlatmayı yapacağınız ve imzasını alacağınız kişinin kim olması gerektiği konusu; hukuki sorumluluklarımız açısından ve olası malpraktis iddialarında çok önemli.

Dede, ağabey, teyze hatta bazen komşusu ile anestezi polikliniğine gelen çocuk hastalarım oldu. Yeterli öykü alamamak, çocuğun sistemlerini sorgulayamamak bir yana; yanında anne baba olmadığı için muayeneye hiç almamak da soruna çözüm getirmiyor. Bu sefer de hastama bakılmıyor ile başlayan ve belki de günümüzde farklı boyutlara ulaşan şiddete maruz kalabilirsiniz.

Aydınlatma ve onam için öncelikli konu çocuğun yaşı ve ayıt etme gücüne sahip olup olmaması. Erginlik sınırı 18 yaşın doldurulması; bunun bir diğer koşulu ise 18 yaş altında ama evli olması. Bir gün ameliyathaneye 16 yaşında bir genç kız alınacak, ben yaşını görünce “Aaa senin rızan yetmez, annen baban nerede” diye sorgulamaya başlamıştım ki; “eşim burada” deyince rahatladım ve “evliysen kocaman kadınsın canım” diyerek durumu kurtardığımı hatırlıyorum.

15-18 yaş arasındaki çocukların, genel olarak zihinsel olgunluğa eriştikleri, ayırt etme gücüne sahip oldukları görüşü hakim; dolayısıyla ebeveynlerinin yanı sıra aydınlatma ve onam sürecine aktif olarak dahil edilmeliler.

12-15 yaş arasında çocuğun zihinsel olgunluğuna göre aydınlatma ve onam sürecine katılması önerilmekte; hatta bunu alt sınır olarak 7 yaş alanlar dahi var. Burada ise önemli olan planlanan tedavi sürecinin çocukların anlayabilecekleri şekilde açıklanması.

Bu konu, Hasta Hakları Yönetmeliği (HHY) m. 24’de; “Kanuni temsilcisinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde, küçük veya kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine ve tedavisi ile ilgili alınacak kararlara katılımı sağlanır” şeklinde ifade bulmuş.

Çocukların yasal temsilcisi olarak anne ve baba velayet hakkını birlikte kullandıklarından kural olarak her ikisinin de onayı alınmalı. Anne-babanın ayrı olduğu durumlarda ise velayet kimde ise yetkili odur.

Sonuçları bakımından riskli ve söz konusu müdahale anestezi ve/veya cerrahi girişim gerektiriyorsa önerim, çocuk hasta 12 yaşından büyük ise, kendisinin ve her iki ebeveyninin aydınlatılması ve onamlarının alınması…

HHY m. 24,Kanuni temsilci tarafından rıza verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu m.346 ve 487 uyarınca mahkeme kararına bağlıdır” ifadesiyle çocukların tedavi hakları da korunmuş olmakta.

Bir de göçmen ve Türkçe bilmeyen çocuk hastalarımız var. Yine anestezi polikliniğinde bir gün, sekreterimiz Suriyeli bir çocuk hastanın ve tercümanlarının da birlikte geleceğini söyleyince rahatladım; yoksa iş gerçekten çok uzuyor. Sıraları geldi, içeriye ikisi çocuk dört kişi girdi. Tercümanın kim olduğunu sorduğumda 10 yaşlarında görünen çocuk atladı:

Tercüman benim ….

Dr. Serhan Çolakoğlu

Back To Top
×Close search
Ara